Home Eğitim İngilizce eğitim yöntemlerimiz kültürümüzü bozuyor

İngilizce eğitim yöntemlerimiz kültürümüzü bozuyor

16
0


Serbest bırakmak:
30 Nisan 2024, 00:00

Türk milleti olarak temel sorunlarımızı sıralamaya çalıştığımızda ilk sırada eğitim geliyor. Köy Enstitüleri ile dönemine göre çığır açan eğitim anlayışımız, ardından gelen Marshall yardımlarıyla sekteye uğradı. Köy Enstitülerinin amacı her alanda kendini geliştiren, kültürüne bağlı, aydın nesiller yetiştirmekti. Ancak 1947 yılında “Komünist propagandası yapıldığı” gerekçesiyle kapatıldı.

Köy Enstitüsü ve onu doğuran ilerici eğitim anlayışımızın yerini, bugün de devam eden, kimliğini kaybetmeye yönelik, düşünmeyen ‘Dünya Vatandaşlığı’ aldı. Bunun ilk adımı 27 Aralık 1949’da Türkiye ile ABD arasında bir eğitim komisyonu kurulmasıydı. Komisyonda 4 Amerikalı ve 4 Türk yer alırken, komisyona ABD Büyükelçisi başkanlık edecekti. Bu anlaşmayla eğitimimizi ve bir anlamda geleceğimizi ABD’nin eline bıraktık. Bugün anlaşma kağıt üzerinde devam etmiyor ancak kalıntıları hala mevcut.

Kapitalist devlette kolektivizm değil bireycilik esastır. Eğitimimizde sıra arkadaşınızı geçerek gelmesi beklenen rekabet başarısı tam da bu anlayışın sonucudur: Dersleri ezberleyin, sınavlardan geçer not alarak günü kurtarın, sonra en karlı işe girip para kazanın. . Bir Türk vatandaşı ve eğitimci olarak bu durumu kabul etmiyorum ve tepki gösteriyorum. Önerimi siz değerli devlet adamlarımıza iletmek istiyorum. Bozuk bir yolda yürüyemezsin. Türk Yüzyılında eğitimde devrim niteliğinde, köklü değişim şarttır. Eğer yarını kaybetmek istemiyorsak bu değişimi bugünden yapmamız şarttır.

İngilizce dersleri zorunlu olmamalı. Ortaöğretim 1. sınıftan yani 5. sınıftan başlayarak diğer dillerle birlikte öğrenci ve velilere isteğe bağlı olarak sunulmalıdır.

KANANAYAN YARIMIZ: YABANCI DİL

2013-2014 eğitim-öğretim yılı itibarıyla öğrenciler 2. sınıftan itibaren İngilizce öğrenmektedir. “Dünya vatandaşı olmaya aday” gençlerimiz için alınan bu karar tam bir aldatmacadır. Henüz anadilini öğrenme, okuma ve yazma aşamasında olan çocuklarımız küçük yaşlardan itibaren yabancı dil eğitimine değil, yabancı kültüre maruz kalmaktadır. Çünkü unutulmaması gereken bir şey var: Dil kültür demektir. Ana dilinizin dışında bir yabancı dile hakim olabilmek için o kültüre de hakim olmanız gerekir.
Kendimizden örnek vermek gerekirse İslam dini dilimize yansıdığı için İnşaAllah, Maşallah gibi kelimeleri kullanırız. Bir yabancı bizim dilimizi öğrenmeye çalışırsa, bizim hayatımızı ve mensubu olduğumuz dini de kısmen öğrenmek zorunda kalacaktır. Yeşilin olmadığı bir ülkenin dilinde yeşil kelimesinin karşılığı olmayacaktır. Henüz Türkçeye hakim olma aşamasında olan çocuklarımız için 2. sınıfta zorunlu İngilizce dersi verilmesi yanlıştır. Aynı hatayla bundan 20 yıl önce de Avrupa Birliği kriterlerine uyum adı altında Anadolu Liselerinde zorunlu hazırlık uygulamaya konuldu. Matematik, fen bilimleri, biyoloji, kimya gibi fen dersleri de yabancı dilde veriliyordu. Bu durum kanunda İngilizce’nin daha iyi öğrenilmesi olarak belirtilse de Avrupa Birliği’nin baskısıyla yapıldı.
1930’lu yıllarda gençler ne İngilizce’yi iyi öğrenebiliyor ne de İngilizce fen derslerinde başarılı olabiliyorlardı. Öncelikle herhangi bir alan dersi yabancı dilde okutulamaz. Üniversitelerde de devam eden bu anlayış yanlıştır. Türkiye’de yaşayan, anadili Türkçe olan, mesleğini aynı ülke ve dilde yapacak gençler de bu durumdan zarar görüyor. Halen devam eden bu yanlışın düzeltilmesi gerekmektedir.
İkincisi, hazırlık sınıflarında İngilizce eğitimi genel kabul görmeye başladı. Bir yıl boyunca sadece İngilizce gördüler. Sonraki 4 yılda haftalık İngilizce ders saati 4’e düştü. ÖSS stresi de eklenince yabancı diller oldu bittiye dönüştü. O dönemde hazırlık sınıfında okuyan gençlerin birçoğu, akranlarından 1 yıl daha geç okula başlıyordu. Bu zorunlu hazırlık 2006 yılında iptal edildi. Türk mirasımızı koruyan eğitimciler ve duyarlı Türk vatandaşları olarak 2. sınıftan itibaren zorunlu İngilizce eğitiminin de aynı şekilde iptal edilmesini bekliyoruz.

SORUNUN KAYNAĞI ANLAMAKTIR

Büyük Türk bilim adamı ve aydını Oktay Sinanoğlu’nun ‘Güle güle Türkçe’ kitabında yer alan şu cümleler, tüm sorunumuzu ve çözümünü açıklıyor: ‘Öğretmenler! Atatürk sana güvenmedi mi? Neredesin? Bir Türk çocuğuna yabancı dil dersleri dışında İngilizce öğretirken sizi hangi güç, hangi maaş zorlayabilir, teşvik edebilir? Derslerinizi Türkçe verin ki çocuklar konuyu iyi öğrensinler. Aşağılık duygusu ve ulusal kimliksizlik duygusunun, sanki her gün kafalarına vuruyormuşçasına aşılanmasını kabul etmeyin.
Öğrenciler, gençler! Atatürk’ün gençliğe hitabı bu günler için yazılmıştır. Sömürge çocukları olmayacaksınız. Atatürk’ün umudunu boşa çıkarmayacaksınız. “Yabancı dilleri de öğreneceksiniz ama önce kendi dilinizi, edebiyatınızı, tarihinizi iyi öğreneceksiniz.”
Yabancı dil öğrenmek isteyen ve öğrenmesi gereken herkese en iyi eğitim verilmelidir. Ama bu insanlara öncelikle ana dillerinin en saf, saf ve kusursuz şekilde öğretilmesi gerekiyor. Kendi kimliğini oluşturamamış bir Türk çocuğunun İngilizcesi de kusurlu olacaktır. Bu nedenle ikinci sınıfta zorunlu İngilizce dersi oldukça yanlıştır. Çocuklar çok genç.
Birinci sınıfta okuma-yazma bilmeyen çocuk sayısı beklenenin çok üzerindedir. 2., 3. ve hatta 4. sınıfta okuma-yazma sorunu yaşayan çocuklarımızı nasıl görmezden gelebiliriz? Ana dildeki kelimelere, deyimlere, deyimlere, noktalama işaretlerine ve cümle yapılarına hakim olmadan başka bir dile geçmek mümkün değildir. İngilizce ve Türkçenin cümle yapısı birbirinden oldukça farklıdır. Sağlam bir kültür üzerine kurulu bir gençlik yaratmak istiyorsak Türkçemize sahip çıkacağız. Her ne kadar Türkçemizi korumak istesek de, ana dilini tam olarak öğrenmemiş hiçbir çocuğumuza yabancı dil eğitimini zorlamayacağız.
Yabancı ülkelerdeki İngilizce eğitim yaş aralıklarını Türkiye ile karşılaştıranlara cevabım, Türkçe ile Avrupa dilleri arasındaki yapısal farklılıktır. İngilizce öğrenen bir Alman ile İngilizce öğrenen bir Türk arasında fark vardır. Çünkü Almanca ve İngilizce aynı dil ailesine sahiptir. Türkçe ise, yapışıklığı ve yarattığı millet sayesinde benzeri görülmemiş bir zenginliğe sahip dünyanın en özel dilidir.
Ayrıca İngilizce dersleri zorunlu olmamalıdır. Ortaöğretim 1. sınıftan yani 5. sınıftan başlayarak diğer dillerle birlikte öğrenci ve velilere isteğe bağlı olarak sunulmalıdır. Şu anda seçmeli din derslerinde bu sistem başarıyla uygulanıyor. Aynı şekilde yabancı dil eğitiminde de uygulanabilir.
Bir diğer konu ise İngilizce öğretim yönteminin geçmişle günümüz arasındaki farkıdır. Eskiden Türkler gibi düşünmemiz, İngilizler gibi konuşmamız bekleniyordu. Cümle yapılarındaki farklılıklar nedeniyle bu yöntemin hatalı olduğu yıllar sonra anlaşıldı. Artık bizden İngiliz gibi düşünmemiz, İngiliz gibi İngilizce konuşmamız bekleniyor. Bunun nedeni ise erken yaşlarda öğretilen yabancı dildir. Sanırım bunu yapanların gelecek planlarında Türkçenin Türkiye’de yabancı dil olarak varlığını sürdürmesi yer alıyor. Sonuçta dünya vatandaşı olmak, küreselleşme ve sınırların kalkması ortak bir dili de beraberinde getiriyor. Neyse ki bizim için bu olmayacak. Atatürk devrimlerine sonsuz bağlılığı olan bir toplum olarak ne dilimizden ne de kültürümüzden vazgeçmeyeceğiz. Gerekirse gençlerimiz yabancı dili en iyi şekilde konuşur. Ancak dil öğretiminin dayattığı kimliksizleşmeyi de önlemiş oluyoruz. Dilimize, kültürümüze, tarihimize, edebiyatımıza ve bizi biz yapan tüm değerlerimize sahip çıkıyoruz. Bursa Nutku’ndan aldığımız görevle, fikri hür, vicdanı hür nice nesiller yetiştirmeye devam edeceğiz.

Kaynak

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here